ıı...şey...kem küm ne diyecem bilemiyorum durmayan çenem durdu bugün,nasıl yumurtlucamşimdi bakın ben alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemeyen,atıyorum ekmek yediği kapıya ihanet edemeyen yeniliklere açık ama bir o kadarda yeniliklere kapalı bir insanım :) kabul ediyorum çift karakterli her türlü zıtlığı bünyesinde barındıran biriyim. Webte günlük tutmayı bana blogcu öğretti buradan çok memnunum buradan bugün ayrılmayı isteyiş sebebimse blogcuyla,blog yazmakla tutmakla mutmakla alakası yok onu da söliyim sadece ve sadece hayatımda değişiklik yapmak istiyorum,alışkanlıklarımdan daha kolay vazgeçebilen biri olmak istiyorum,ardıma bakmadan çekip gidebilen biri olabilmek adına bişi yapmak istiyorum.Düşündüm ne yapabilirim die;web sayfamı değiştirmek geldi aklıma.He şaşırdınız biliom blogcu blogcu die yırtınan ben burayı terkedecemi sölüyom.
Bu kararı almamdaki asıl sebep ne asıl onu yumurtlamak istiyorum.Ciddi bir beraberliğim var henüz çok yeni ama herşey yolunda gibi görünüyor üstelik karşı taraf kısa sürede evlilik düşünüyor bense iş ciddi ya bu sefer korktum.Bugüne kadar evlenme meraklısı olan ben karşımda ciddi niyetli birine denk gelince "ya yok şeyy ben evliliğe hazır değilim" diyorum şimdi :) demekki bendeki cahil cesareti,bugüne kadar ciddi bi birliktelik yaşamayıştan dolayı martaval okumakmış bunu gördüm evlilik kararı almak sandığım kadar kolay bişi değilmiş bunu anladım.Şu an deneme yanılma aşamasındayız evlenecez die bişi yok elbet.Diyorum ya niyet ciddi nerede oturulacağı bile şimdiden konuşuluyor yine bizim semt ama olsun sonuçta ben bu evde doğup büyüdüm hoş hala büyümekteyim taşınmanın ne demek olduğunu bilmiyorum ben.Evimden en uzun süre ayrı kalmışlığımsa 10 gündür o da bir seyahat amaçlı olmuştur.25 yıl dile kolay;hani derler ya "ben bu evde doğup büyüdüm" die,aynen öle hakkını vere vere ben bu evde doğup büyüdüm diyorum çünkü benim annem evde doğum yapmış :) yarın birgün evlendiğimde bu evden bu sokaktan kopmak bana koyacak(herkese koyduğu gibi)işte bloğumda benim evim gibi ve ben onu blogcuda dünyaya getirdim.Oturduğum ev bende ne anlam taşıyorsa bloğumda bende o anlamı taşıyor belki size saçma gelecek ya bu sanal bir sayfa,bu kadar bağımlı olunur mu deli divane blogcuya aşık olunur mu diyeceniz biliyorum ama bloğumun bendeki yeri bu işte.Ben blog tutmayı burada öğrendim ya kopamayışım bundandı ama benim artık alışkanlıklarından kolay vazgeçen biri olmam gerekiyor.Bu ufak çaplı değişim,değişmeye çalışmak bana iyi gelecek işte buradan ayrılış sebebim sadece ve sadece bu :)
Not:Yeni evime gelirken lütfen ev hediyesi getirmeyi unutmayın valla içeri almam ona göre.
Ha bu arada orada hiç bi düzenleme yapmadım deneme amaçlı yazı yazıp resim bile eklemedim ani bir zıplayış yapıcam,blogspotu çözemeyip çevreye rahatsızlık verebilirim ee artık yardıma ihtiyacım olursa kapınızı çalarım :)
Hadi bakem ben hemen koşa koşa yeni eve gideyim bir merhaba yazısı çakayım misafirler gelir kapıda kalmasınlar evimi döşeyeyim
Hep hayalimdi 9 Eylül 2009 da evlenmek :) Sayıların uyumu,İzmirimin kurtuluşu,üstelik İzmir'in 2. kurtuluşu olucaktı ben evlenince benden kurtulmuş olucaktı ama olmadı aman neyse üzülmüyorum çünkü bugün hava çok kapalı,yağışlı iyi ki bugüne yetişememişim böle içimi karartan bir günde evlenmek istemezdim :)
Neyse benim hayalim her ne kadar suya düşmüş olsa da bugün,anlam ve önemini koruyor,İzmir bugün kurtuluşunu kutluyor.Geçen sene,bu kurtuluşla ilgili çocukken ne biliyorsam kafamda nasıl bir kurtuluş canlandırıyorsam yazmıştım biraz komikti gülmek isteyen olursa şuraya alalım.
Az önce canım sıkılıyordu aldım yemek kitaplarımı yaydım yere kurcalıyodum deprem oldu,o an yerde olduğum ve merkezi Buca olduğu için çok fazla hissettim sanırım.Netten baktım 3.4 müş neyse ufak bişiydi umarım bida olmaz.Deprem nine bildirdi iyi akşamlar.
Geçiyoruz Elif Şafak-Aşkı'sı(Nur ablacığımın bana hediyesi) üzerine tahlillere analizlere Kitap,tasavvuf tarzı bir kitap.İlk 150-200 sayfasında hiç sürüklenmedim hatta insanlar bunun neyini beğendi die de söyleniyordum ama sonra öyle bir sürükledi ki kitabın geri kalan kısmını bi solukta okudum :)
Ella Hanımda kendimi buldum,eminim tüm evhanımı ablalar o kadında kendini bulmuştur. Ellanın sakin fakat sonradan hiç beklenmedik bir hareket yapışında da kendimi fazlasıyla buldum hatta ve hatta dikkatimi bişi çekti Ella da ikizler burcu28 Mayıs doğum günüydü benimse 29 Mayıs evet bu abuk sabuk detayı eminim benden başka farkeden olmamıştır Şems ve Mevlana da da kendimi buldum.Kusura bakmayın mütevazi olamıyorum :)Ha bu arada Sarhoş Süleyman,Çöl Gülü,Dilenci Hasan beğendiğim karakterlerdendi çünkü yaşantılarından çıkarılacak çok ders vardı.
Kısacası okunulası bir kitap beğendim yani..
Ramazanın ilk günü 17:00 de susamaya başladım ve çölde susuz kalmış gibi 20:00 ye kadar su hasreti çektim.Aslında suyla aram yok ama vakit geçsin die öğlen sıcağında beygir gibi teyzeme yürüdüm gittim ondan susamış olmalıyım dünkü susuzluk beni korkuttu o nedenle bugün niyetlenemedim yarın naparım bilmiyorum :) umarım herkesin Ramazanı güzel geçiyordur :)
1 Ağustos günü abılam Fında'nın nişanı vardı.Üşenmiştim yazmaya zaman geçince de sanki o konunun önemi kaçmış gibi birdaha da yazmak içimden gelmiyor ama Nur ablacığımın hediyesi kitap ayracı gülüsü,oldu nişan tepsisi gülüsüonu göstermek istedim. Not:Yukarıdaki elcağız benim elcazım.Ne de güzel yakışmış dimi ama.Ablam gelin oluyor sıra da bana geliyor... türküsü ilen nişan faslını kapatıyorum.
Not:Şu an içimde bilmediğim çocukça bir heyecan,mutluluk var blog seni seviyom,blogcular sizi de seviyom depremin arkası gelirse die helalleşme amacıyla yazdım bu son satırları :) size de oluyo mu bazen ölüm benim aklıma geliyo ve diomki ben ölürsem bloğa kim yazı yazacak,öldüğümü blogculara kim haber vercek diom :) ve arkamdan kimlerin ağlıcağını çok merak ediom ama bu konuda çok sinsi bir planım var belki bir,1 Nisan günü bu konuda şaka yapabilirim :) tövbe tövbe aman neyse hade ben gidiom yemek kitaplarımı kurcuklucam.
Yemekteyiz yarışmasını bilmeyen kalmamıştır heralde.Bu yarışma artık benim için bilipte bilmez olaydım dedirten sıkıcı bi hal aldı nitekim en son bizim hemşoları izlemiştim bakalım İzmirden tanıdık var mı yok mu die.Neyse hiçbirini tanımıyordum ama yarışma sayesinde tanıdım ve yolda belde birgün onları göreceğimi biliyordum.Çünkü İZMİR BÜYÜK AMA KENDİ İÇİNDE KÜÇÜK Bİ ŞEHİRDİR.Yani İzmirin öbür ucuna bile gitmiş olsanız sevgilinizle elele yürürken her an bir tanıdığa rastlama korkusu yaşarsınızneyse yarışmacılardan Koray bey solistmiş ve Sivaslıymış 2 yerden toprak çıkmıştı :) hani Koray bey sıra kendindeyken eğlence amaçlı yarışmacıları toplayıp sahne aldığı mekana götürmüştü hatırlarsınız göbek felan atıyorlardı.İşte o mekan tüm İzmirlilerin uğrak yeridir zaten İnciraltı tanıtımı bekliyor bigün orayı muhakkak tanıtacağım neyse uzun zamandır böle bir şamataya ihtiyacım vardı gerçekten kafamı dağıtmak istiyordum hade dedik Turkuaz a gidelim orada bu Koray sahne alıyor ben yarışmadan öğrenmiştim yoksa Koraya hiç denk gelmemiştim daha önceden.Yazar olmak o kadar sorumluluk istiyen bişi ki bunu bi kez daha gördüm o kadar kalabalığın içinde ya kıza bak ne kıro,ünlü olmayan herifi bile kameraya çekiyor die çevreden gelebilecek içsel sese aldırış bile etmeden evet sizler için çekim yaptım kendimi bazen bloğa malzeme toplıyacam die gazeteci-yazar-paparazzi muhabiri felan gibi hissettiğim oluyor size de oluyo mu sahi
ilk videoda bir sürpriz var hani yine İzmirli grubun yarışmacısı ak saçlı Cengiz Amca vardı hatırlarsınız işte o amcamda eşi ile birlikte Korayı dinlemeye gelmişler o gece ona da rastladım ne ballı insanım :) Cengiz Amca ve eşinin dansını tvde izlediğim gibi canlı canlı sahnede izlemekte gerçekten görülmeye değerdi liseli aşıklar gibiydiler dünya yansa umurlarında değil gibiydi :)
Aslında ne var bunda yazarsın ilaç isimlerini ya da önceki ilaç kutusunu yollarsın biriyle yazdırırsın diyeceksiniz.Bunu gerçi yaşlılar,yatalak hastalar yapar sürekli kullandığı kalp,şeker,tansiyon vs. ilaçları felan vardır sağlık ocağına biri giderken bana da şunları yazdırıver derler tamam bunu herkes bilio ama ben genç bir insanım gitmesem toktor kızar kendi gelemedi mi der neyseki sağlık ocağımızdaki aile hekimimiz çok iyi biri ben de ilk kez böle garip bir yönteme başvurdum.Annem kendine şeker hapı yazdırmaya gidiyordu hadi sen de gel çok hastasın bi görün dese de yerimden kalkmaya gerçekten dermanım yoktu çoğu zaman olduğu gibi ilaç içmeden yatıp yatıp iyileşmeyi deniyordum yine :) annemin ısrarlarına dayanamadım Sinan amcaya de ki "Fulya çok hasta gelemiyor şusu şusu var ilaç yazar mısınız" die rica et.Sonra dedim annem şimdi birini sölese diğerini unutur ben en iyisi yazayım evet bir liste yaptım şikayet listesi ve altına da çok mühim olan penisiline olan alerji durumumu belirttim normalde toktorun boğazıma bakması lazım ama Allah razı olsun saolsun toktor amca ilaçlarımı yazmış yollamış :) güldüğüme bakmayın he manyaklığıma gülüyorum ama gerçekten çok rahatsızım ve yürümeye dermanım yok bu sıcakta İzmirin sıcağıyla yarışır ateşim var :(
Not:Zabıt katipliği olayı sözlü mülakattan sonra noktalandı ben adı adalet olan kurumda adaletsizlik olmıyacağına yürekten inanacak kadar saf bir insan olduğum için torpil yokmuş İzmir Adliyesinde herkes öle söylüyor ne güzel hakkı olan kazanıcak die aval aval bakınırken hiç te öle olmadığını gördüm gözümün çayırı açıldı nerden mi anladım torpil döndürdüklerini benim önümdeki kızın adını soyadını biliyorum ve sabahın sekizinden akşamın beşine kadar birlikte bekledik ve koyu muhabbetler felan oldu o gün herkes kılık kıyafetine çok dikkat ederek kumaş pantolon,gömlek giyip erkekler o sıcakta kravat takıp gelirken torpil dönmediğine dair martavallar okuyan bayan kot pantolonla gelmişti üzerinde ise askılı badi vardı bense kafamdan o kızı elemiştim kılık kıyafetinden dolayı gerçekten de çok önemliydi herkes aptal bi o kızmı akıllıydı da öle giyinip gelmişti.Üstelik bize bir avukatın yanında çalıştığını işte adliyeye işe girersek servisinin bile olduğunu çok iyi şartlarının olduğunu anlatıyordu hatta avukat abisine ya bana torpil bulalım bile demiş ama adam başsavcının yanına yaklaşmamız imkansız felan demiş evet böle anlattı ben de gerçekten inandım ne bilim ben insanları kendim gibi dürüst sanıyorum.Kazananların listesi açıklandığında kpssnin 70 yani en az benimki kadar düşük olmasına rağmen ve kelime sayısı olarak benle aynı kelimeyi yazmasına rağmen heleki kot pantolonla lakayt bir biçimde komisyonun karşısına çıkmasından sonra 40 kişilik listede 100 sözlü notu verilerek alındığını görünce şok oldum ne kadar safsın Fulya ya herkes sen mi dedim kız bir de martaval okuyordu ya gerçekten bu memlekete yazık.Hani derler ya dayın olacak die evet benim dayım var annemin kuzeni oluyor ama dayı diyoruz gerçekten neyse bu dayımız Marmara Bölgesinde önemli bir kentin Vali Yardımcısı şimdi onu arayıp dayı ya yap bi dayılık demek mi lazım inanın anlamış değilim torpil yapmayan dayılara keriz denir zaten bu memlekette gel görki dayımız otoriter bir adam kendi kızları bile kamu kurumunda çalışmıyor yani okuyup okudukları okul kadar yerlerde çalışıyolar keşke her dayı benim dayım gibi dürüst olsa da bu ülkede hakeden kazansa yazık çok yazık.Ben kazanmayı haketmedim bu arada kpss düşüktü fakat o kızın benden kalır yanı yoktu ki o kızdan daha çok kelime yazanı kpss 86 olanı bile elediler hal böyle olunca öfkemiz tavan yapıyor ama neyse Eylül ayında şansımı yine deniycem :) adliyede o gün 9 saat bekleyince 2 kişiyle arkadaş oldum msn aldık ardından tel felan aldık ettik açıklanır açıklanmaz kim görürse birbirimizi çaldırcaktık :) hatta Dicle abla teline katip Fulya kaydetmiş beni bende onu öle ettim gel gör ki o kazandı harbiden ev hanımlığından zabıt katibeliğine terfi etti o ablanın 6. girişiymiş bugüne kadar hep sözlüde elemişler ama sonunda artık katip oldu ben de kafaya koydum bu adliye beni alana kadar girecem bu sınavatorpil dediğimiz olumsuzluğu değil de kendime Dicle ablayı örnek alıp ya herro ya merro misali gireceğim ben de.Herşey bir tecrübe bu iş başvurusu sayesinde 2 arkadaşım oldu üstelik biri katip oldu :) onun adına diğer arkadaşta ben de çok sevindik Dicle abla birdahakine sana mesai arkadaşı olacaz bizi bekle diyoruz şimdi :)
Şu an itibariyle mülakat sonucu belli oldu ve ben sevinçten deliye döndüm.Hayatım boyunca pek çok sınava girdim öss dışında hepsinde,ama büyük ama küçük başarı elde ettim fakat hiç bi sınav sonucunda böle duygulanıp ağlamamıştım :)
kadrolu olarak 450 kişi başvuru yapmış ve sadece 179 kişi 90 kelimeyi geçmiş ve ben de onların içindeyim.Alınacak kişi ise sadece 40 bana nolur şans dileyin bi adım daha yaklaştım çünkü :) bu ctesi sözlü bir mülakat daha olucak onda da rakiplerimin önüne nasıl geçerim bilmiyorum.Şu saatten sonrası gerçekten şansa kaldı çünkü fakülte mezunu olup kpss den benden çok çok yüksek alanlar 90 kelimeyi geçememişler demek ki birilerini sollayabilmişim:) Geçenlerin içinde benden daha başarılı olanlar da var tabi ki,inceledim kpss puanları daha yüksek üstelikte bayanın biri 250 kelime yazmış helal olsun,ben 107 kelime yazmışım.
şu linkten lütfen başarımı bir görün :) adımı adalet.gov.tr ye başarılı olarak yazdırdım ya aferin bana(94. sıradaki başarılı şahıs ben oluyorumbu arada o sıralamayı neye göre yaptılar anlıyamadım) http://www.izmir.adalet.gov.tr/ZK_kadro.asp
Ben şu an acilen çıkıyorum liseden kardeşim dediğim Duygumun kına gecesi var oraya gideceğim zaten sevinçten ölüyorum sersem gibiyim acil bir yazı yazdım gelince düzelticem.
Düzeltme:Bu anı ölümsüzleştirmek istedim de,resim arşivimde bulunsun çocuklarıma gösteririm ilerde(zabıt katibi olamasam da ananız zabit katipliği mülakatını geçmişti katibe gibi anneniz var kıymet bilin diyebilmek için)neyse şaka bi yana çok mutluyum umarım devamı gelir :)
Malumunuz 1 haftadır bloğuma renk,hayatıma ise heyecan katan zabıt katipliği olayı vardı.Bugün mülakat günüydü.Güne süper başladım.Adliyede çok yoğun bir kalabalığın içinde heyecanlı bekleyişim devam ederken çimlerin arasında klavyede tıkır tıkır yazan bir bayanı görünce deyim yerindeyse yarıldım.Laptop felan diil ha kadın klavyesini kapmış gelmiş hala çalışacam die uğraşıyodu ilkten güldüm "ule bu ne" dedim gülme krizine girdim.Daha sonra kendime gölge bir yer aramak için bahçede gezinirken o kadından bir tane olmadığını pek çok kişinin klavyesini kapıp geldiğini ,monitörsüz klavyede yazı yazdığını gördüm hepten koptum.Ama bu işin raconuymuş ne bilim ben onlar daha önce de girmişler bu sınava.Eğer bu sınava bida girersem klavyemi kapıp gideceğim ben de,şaka ya ben öle şebeklik yapamam Bu öss sınavına girecek bir öğrencinin sınavdan yarım öncesi hala test çözmesi kadar abes bi durum bence(zamanında o tipleri de görmüştüm).Sınav günü macerası daha bitmedi.
Elinde mikrofonla bir görevli" şuraya şurayyyaaa" die bağırıyor.Millette mal mal bakıyo iki adım atıp orayı boşaltacağına dikeliyolar.Onların yüzünden iş uzadı,sınava girecekler içeri geç alındı.Gerçi o mallığı yapanlar sınava girecek olanların ta kendileriydi ama naparsın yurdum insanı işte. Bi yandan da polisler racon kesiyo(adamlar haklı).
Ben kadrolu tercih ettiğim ve sınava Q klavye ile girmek istediğim,ismim de F harfi ile başladığı için Allahtan 1 saat bekledim işim hemen bitti.Çünkü sınava önce kadrolu seçenler kadrolulardan da Q ile girmek isteyenler ve de ismin baş harfine göre alım oldu.Kuyruk muhabbetleri vardır bilirsiniz.İnsanların işi gücü var yine de devlet işi olsun az para olsun diyip devlete kapak atmaya çalışıyorlar ki İzmir Adliyesine sadece sözleşmeli 150,kadrolu 75 personel alınıcak ama çok kalabalıktı. Biri görevliye bağırıyo "benim adım B ile başlıyordu beni okumadınız".Adam dio kızım sen kadrolumu seçtin yoo dio ee o zaman ne soruyon dio adam da ona kızıyo.Sonra biri bağırıyo "ben Q klavye ve kadrolu seçmiştim nie beni çağırmadınız" görevli ona kızım adın ne dio "adım Nuriye" kızım daha N harfine gelmedik bekleee dio.Kızın biri de garibim adı Z. Rukenmiş tühh adımın Z sini yazmasaydım en son girecem dio üzülüyo.Ben karar verdim çocuğumun adını Abdülrezzak koyacağım hani bi sınava girerse ilk girenlerden olsun çok sıra beklemesinBu arada kadrolu tercih etmek de benim manyaklığımdı çünkü millet nerdeyse kpss den 90 almış ben aldığım kıytırık 70 puanla ve de 90 kelimeyi yazamadığım halde pek desteksiz atmışım :) ama başvuru anında gerçekten çok ani bi karar almam gerkiyordu görevliye sordum ya kadrolu mu seçsem daha iyi sözleşmeli mi diom yani mülakatta bir fark var mı, ve hangisine girmek daha kolay die.Üstelik İzmire kaç kişi alınacağından haberim yoktu.Görevli yönlendirme yapamıyoruz yasak siz seçiceksiniz ikisi arasındaki fark kadrolu daha fazla maaş alıyor o kadar dedi.Para benim için önemli değil girmek kolaylığı açısından soruyorum dediysem de bilgi alamadım.Ben şey de düşünmüştüm.Sözleşmeli olursam işten istifa etme isteğim daha çok olur aman nasılsa sözleşmeli die(daha önce TÜİK te yaptığım gibi bunda da yapamıcağımı anlarsam çekip gitmem kolay olur)ama kadrolu olursa ya Fulya saçmalama millet kapak atmak için can atıyo otur oturduğun yerde derim kendime :) bir de millet tek kapak atsın die ucuz düşünüp pek çok kişinin sözleşmeli gireyim sonradan nasılsa kadroya geçerim düşüncesini taşıdığını tahmin ettiğimden sözleşmelide yığılma olur dur ben en iyisi kadrolu yazayım dedim ve ya hep ya hiç felsefesi güttüm yine Neyse içeriye 40 kişilik gruplar halinde alındık.Kronometre eşliğinde ve klavye vızırtısı ile 3 dk lık keyifli bir mülakat oldu.Benim bildiğim klavyeden tıkırtı çıkar "çıkırt çıkırt" die(benim çok sevdiğim bi ses) ama bugün resmen tıkırtı diil de sinek vızırtısı gibi ses çıkıyordu zzzzzzzzzzzzz şeklindeveee veee yani bilmiyorum ama galiba ben bu mülakatı geçicem gibime geliyor çünkü önce giren gruplar sonrakilere hangi metnin çıktığını söylüyorlardı.Milletin elinde de zaten sınavda çıkması muhtemel metinler mevcuttu(meslek liselerinde daktilo dersimi ne varmış o dersin kitabı varmış işte o kitaptaki metinler çıkıyormuş )Nette araştırmıştım ama millet gibi o metinlere çalışmadım,herkes o metinleri yalayıp yutmaya çalışmış.Neyse önümdeki kızın elinde metin vardı pılını pırtını tüm hazırlığını toplayıp gelmiş ya herkes;bende kızdan bakıp bi kaç kez metni okudum kelimelere göz aşinalığı açısından iyi oldu.Bu hafta içi sonuçlar belli olucak eğer geçemezsem bu keyifli günü yarışmak güzeldi deyip anılarımın arasına ekleyeğim eğer geçmişsem de cumartesi günü bu sefer sözlü mülakat olucak eğer onu da geçersem bugün olduğu gibi kendime katibimin setresi uzun adlı türküyü mırıldanacağım bu türkünün hikayesini biliyor musunuz bilmem ben bikere tvde denk gelmişti ordan öğrenmiştim :) hiç aklımın ucundan geçmezdi bigün katip olmak için bir yarışa gireceğimhayırlısı ama mutluyum hem de çok sanki geçtim gibime geliyor.Metinde 90 kelimenin bittiği yeri dışarda hesaplamıştık kelimeyi hatırlıyorum ve ben o kelimeden daha fazlasını yazdım arada hatalarım varsa onları çıkarırsak hatasız 90 kelime kalmıştır heralde bilmiyorum :)neyse güzel bi gündü.
Şu sıralar pek bir heyecanlıyım,aklım karışık sebebi ise şurada bahsettiğim şey Bana şans dileyin lütfen. Bi insan işten çıkabilir,yeni bir işe girebilir bu çok normal fakat benimkisi öle diil çalışmıyorken iş hayatına atılmak benim hayatımın u dönüşü gibi bişi(çalışmayı hiç düşünmeyen biri için) olucak olursa eğer üstelik devletin bir kurumu olduğu için ben şok olacağım şu an için 3 dk da 90 kelimeyi yazamıyorum ama inş. o gün Allah tarafından parmaklarıma güç,kuvvet gelirse belki olur ama içimde de güzel bi his var bilemiyorum sanki olucak :) (gerçi bugün sınav giriş belgemi alırken imzalamak için önüme verilen listede bi kızın kpss den 86 aldığını görünce kendi almış olduğum 70 puandan dolayı şevkim kırıldı öncelik onların olmalı bence çünkü onlar benden daha başarılı) bir de şöle bişi var ben mesela çalışacağım yerin semti,evime uzaklığı,ulaşım bu tip şeyler beni çok etkiler ve ne hikmetse adliye bize uzak(20 dk) ve çok çirkin bir yerde olmasına rağmen 2 defadır adliyeye gidiyorum ve pek bir içim ısındı oraya ve başvuru sırasında olsun bugün sınav giriş belgesini teslim ederlerken olsun adalet komisyonundaki görevliler güleryüzlüydüler,başarı dilediler,hakkınızda hayırlısı olsun dediler bu çok hoşuma gitti yani alışık olduğumuz devletin höt höt tip memurlarından değillerdi :) bugün komikte bişi oldu;ablanın biri bana adliye içinde bi yer sordu ben tam cevap verecekken üzerimdeki capri kot pantolonu(devlet dairesinde çalışanların giyimine uygun olmayan bir giyim) gören abla "ayy kusura bakmayın ben sizi burada çalışıyorsunuz sandım" dedi.Ben de döndüm gülümsedim ve içimden "ahhh ablam ağzın bal yesin bida söle bida,ne kusuru canım Allah söletti galiba" diom Bu arada Allah kimsenin yolunu adliyeye düşürmesin ama şükür ki hayırlı bi iş için hayatımda ilk kez oraya yolum düştü:) Bir sonraki postumda heyecansız,daha önce bu blogta olleyy dediğim pek çok mutlu anımdaki gibi(ameliyat öncesi korku dolu bol heyecanlı bi postun ardından,kpss sınavı,bilgisayar sertifika sınavından önceki heyecanlı postlarımın ardından olley diyerek döndüm bloğa)yine olleyyy diyerek çıkmak istiyorum karşınıza,eğer çıtım çıkmazsa bilin ki mülakatı geçememişimdirşaka bir yana benim için hayırlı olucaksa eğer olsun.