ıı...şey...kem küm ne diyecem bilemiyorum durmayan çenem durdu bugün,nasıl yumurtlucamşimdi bakın ben alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemeyen,atıyorum ekmek yediği kapıya ihanet edemeyen yeniliklere açık ama bir o kadarda yeniliklere kapalı bir insanım :) kabul ediyorum çift karakterli her türlü zıtlığı bünyesinde barındıran biriyim. Webte günlük tutmayı bana blogcu öğretti buradan çok memnunum buradan bugün ayrılmayı isteyiş sebebimse blogcuyla,blog yazmakla tutmakla mutmakla alakası yok onu da söliyim sadece ve sadece hayatımda değişiklik yapmak istiyorum,alışkanlıklarımdan daha kolay vazgeçebilen biri olmak istiyorum,ardıma bakmadan çekip gidebilen biri olabilmek adına bişi yapmak istiyorum.Düşündüm ne yapabilirim die;web sayfamı değiştirmek geldi aklıma.He şaşırdınız biliom blogcu blogcu die yırtınan ben burayı terkedecemi sölüyom.
Bu kararı almamdaki asıl sebep ne asıl onu yumurtlamak istiyorum.Ciddi bir beraberliğim var henüz çok yeni ama herşey yolunda gibi görünüyor üstelik karşı taraf kısa sürede evlilik düşünüyor bense iş ciddi ya bu sefer korktum.Bugüne kadar evlenme meraklısı olan ben karşımda ciddi niyetli birine denk gelince "ya yok şeyy ben evliliğe hazır değilim" diyorum şimdi :) demekki bendeki cahil cesareti,bugüne kadar ciddi bi birliktelik yaşamayıştan dolayı martaval okumakmış bunu gördüm evlilik kararı almak sandığım kadar kolay bişi değilmiş bunu anladım.Şu an deneme yanılma aşamasındayız evlenecez die bişi yok elbet.Diyorum ya niyet ciddi nerede oturulacağı bile şimdiden konuşuluyor yine bizim semt ama olsun sonuçta ben bu evde doğup büyüdüm hoş hala büyümekteyim taşınmanın ne demek olduğunu bilmiyorum ben.Evimden en uzun süre ayrı kalmışlığımsa 10 gündür o da bir seyahat amaçlı olmuştur.25 yıl dile kolay;hani derler ya "ben bu evde doğup büyüdüm" die,aynen öle hakkını vere vere ben bu evde doğup büyüdüm diyorum çünkü benim annem evde doğum yapmış :) yarın birgün evlendiğimde bu evden bu sokaktan kopmak bana koyacak(herkese koyduğu gibi)işte bloğumda benim evim gibi ve ben onu blogcuda dünyaya getirdim.Oturduğum ev bende ne anlam taşıyorsa bloğumda bende o anlamı taşıyor belki size saçma gelecek ya bu sanal bir sayfa,bu kadar bağımlı olunur mu deli divane blogcuya aşık olunur mu diyeceniz biliyorum ama bloğumun bendeki yeri bu işte.Ben blog tutmayı burada öğrendim ya kopamayışım bundandı ama benim artık alışkanlıklarından kolay vazgeçen biri olmam gerekiyor.Bu ufak çaplı değişim,değişmeye çalışmak bana iyi gelecek işte buradan ayrılış sebebim sadece ve sadece bu :)
Not:Yeni evime gelirken lütfen ev hediyesi getirmeyi unutmayın valla içeri almam ona göre.
Ha bu arada orada hiç bi düzenleme yapmadım deneme amaçlı yazı yazıp resim bile eklemedim ani bir zıplayış yapıcam,blogspotu çözemeyip çevreye rahatsızlık verebilirim ee artık yardıma ihtiyacım olursa kapınızı çalarım :)
Hadi bakem ben hemen koşa koşa yeni eve gideyim bir merhaba yazısı çakayım misafirler gelir kapıda kalmasınlar evimi döşeyeyim
Hep hayalimdi 9 Eylül 2009 da evlenmek :) Sayıların uyumu,İzmirimin kurtuluşu,üstelik İzmir'in 2. kurtuluşu olucaktı ben evlenince benden kurtulmuş olucaktı ama olmadı aman neyse üzülmüyorum çünkü bugün hava çok kapalı,yağışlı iyi ki bugüne yetişememişim böle içimi karartan bir günde evlenmek istemezdim :)
Neyse benim hayalim her ne kadar suya düşmüş olsa da bugün,anlam ve önemini koruyor,İzmir bugün kurtuluşunu kutluyor.Geçen sene,bu kurtuluşla ilgili çocukken ne biliyorsam kafamda nasıl bir kurtuluş canlandırıyorsam yazmıştım biraz komikti gülmek isteyen olursa şuraya alalım.
Az önce canım sıkılıyordu aldım yemek kitaplarımı yaydım yere kurcalıyodum deprem oldu,o an yerde olduğum ve merkezi Buca olduğu için çok fazla hissettim sanırım.Netten baktım 3.4 müş neyse ufak bişiydi umarım bida olmaz.Deprem nine bildirdi iyi akşamlar.
Geçiyoruz Elif Şafak-Aşkı'sı(Nur ablacığımın bana hediyesi) üzerine tahlillere analizlere Kitap,tasavvuf tarzı bir kitap.İlk 150-200 sayfasında hiç sürüklenmedim hatta insanlar bunun neyini beğendi die de söyleniyordum ama sonra öyle bir sürükledi ki kitabın geri kalan kısmını bi solukta okudum :)
Ella Hanımda kendimi buldum,eminim tüm evhanımı ablalar o kadında kendini bulmuştur. Ellanın sakin fakat sonradan hiç beklenmedik bir hareket yapışında da kendimi fazlasıyla buldum hatta ve hatta dikkatimi bişi çekti Ella da ikizler burcu28 Mayıs doğum günüydü benimse 29 Mayıs evet bu abuk sabuk detayı eminim benden başka farkeden olmamıştır Şems ve Mevlana da da kendimi buldum.Kusura bakmayın mütevazi olamıyorum :)Ha bu arada Sarhoş Süleyman,Çöl Gülü,Dilenci Hasan beğendiğim karakterlerdendi çünkü yaşantılarından çıkarılacak çok ders vardı.
Kısacası okunulası bir kitap beğendim yani..
Ramazanın ilk günü 17:00 de susamaya başladım ve çölde susuz kalmış gibi 20:00 ye kadar su hasreti çektim.Aslında suyla aram yok ama vakit geçsin die öğlen sıcağında beygir gibi teyzeme yürüdüm gittim ondan susamış olmalıyım dünkü susuzluk beni korkuttu o nedenle bugün niyetlenemedim yarın naparım bilmiyorum :) umarım herkesin Ramazanı güzel geçiyordur :)
1 Ağustos günü abılam Fında'nın nişanı vardı.Üşenmiştim yazmaya zaman geçince de sanki o konunun önemi kaçmış gibi birdaha da yazmak içimden gelmiyor ama Nur ablacığımın hediyesi kitap ayracı gülüsü,oldu nişan tepsisi gülüsüonu göstermek istedim. Not:Yukarıdaki elcağız benim elcazım.Ne de güzel yakışmış dimi ama.Ablam gelin oluyor sıra da bana geliyor... türküsü ilen nişan faslını kapatıyorum.
Not:Şu an içimde bilmediğim çocukça bir heyecan,mutluluk var blog seni seviyom,blogcular sizi de seviyom depremin arkası gelirse die helalleşme amacıyla yazdım bu son satırları :) size de oluyo mu bazen ölüm benim aklıma geliyo ve diomki ben ölürsem bloğa kim yazı yazacak,öldüğümü blogculara kim haber vercek diom :) ve arkamdan kimlerin ağlıcağını çok merak ediom ama bu konuda çok sinsi bir planım var belki bir,1 Nisan günü bu konuda şaka yapabilirim :) tövbe tövbe aman neyse hade ben gidiom yemek kitaplarımı kurcuklucam.
Aslında tatil modundan çıkalı çok oluyor bu nedenle hala tatile dair bişiler yazmak istemiyorum ama bu postu geciktirmek benim üşengeçliğimdi kabul ediyorum :) jeep safarinin ne olduğunu anlatmadan asla geçemezdim neyse bakalım bu posttan sonra blog entel dantel,antinkuntin tariflerine geri dönecek(umarım)
Ben daha önce Fethiye'de jeep safariye katılmış bunun ne kadar mükemmel bişi olduğunu keşfetmiştim.Yat turları bana göre değil çünkü denize açılıyorsun ee ben yüzmüyorum,derin yerde dalamıcağıma göre bana en uygun şey jeep safari olur her zaman :) Marmarisin de keşfedilmesi gereken yerlerinin olduğunu düşünerek seçimimiz jeep safariden yanaydı yine.
Bizim İstanbullu grubumuz ilen İçmeler'de bir tur şirketi ilen anlaştık zaten adım başı bu turlara rastlarsınız.
Jeep safari sabah 9:30 gibi başlar akşamın 17:30 una kadar devam eder genelde turlar böyledir.Kişi başı 25 ytl(bence çok uygundu ben hatırlıyorum 2006 da Fethiyede kişi başı 35 ytl ödediğimizi) idi fakat pazarlığın ardından 20 ytlye indirdiler pazarlık yapmayı unutmayın derim,grupsanız ee bi güzellik yapmaları gerekir zaten.
Sabah jeep gelir sizi kaldığınız otelden alır.Sonra bir yer vardır buluşma noktası tüm jeepler orada toplanır ve hareket başlar.7-8 jeep olur genelde ve hepsi turisttir bir jeep sadece Türk olur muhtemelen o da sizsinizdir Bu safaride de yine tek Türk jeep bizimkiydi.Bu arada o toplanma noktasında su tabancası satışları oluyor tanesi 10 ytl üstelik kiralıyorsun,tabanca senin olmuyor ve su savaşı zaten 2 saat bişi,yazık günah yani tatile çıkarken eğer safariye katılmak niyetiniz varsa su tabancanızı memleketinizden ucuz alın götürün derim
Biz 6 kişiydik ve pazarlık yaptık 6 tanesi 50 ytl olur dediler Türk olduğumuz içinmiş bu indirim aman ne büyük indirim,neyse grupca anlaştık ve 3 tabanca alıp dönüşümlü olarak kullanırız dedik fiyatıda 3 tabanca 20 ytlye düşürdük sonunda Bu arada bu su savaşı olayında fotoğraf makinesini çıkarıp resimlemek mümkün olmuyor çünkü herkes ya kovayla sizin jeepe su atıyor ya da su tabancasıyla sizi tarıyorlar o nedenle resim çekemedim ama silahımla ve mühimmatımla poz vermek hayalim vardı olmadıbu resim netten alıntıdır ama nasıl bir ortam olduğunu kafanızda canlandırın die koydum :) hem bizim tabancalar bundan daha büyüktü bu boyda olanları çocuklar kullanıyordu. İlk 2 saat Marmaris'in Hisarönü-Orhaniye dolaylarında dağ,tepe,yeşillik,taşlı-çakıllı alanlarında gezdik bu sırada herkes sırılsıklam bütün jeepler birbirini ıslatıyor.3 kez su molası veriliyor ve herkes mühimmatını dolduruyor.Yani herkes jeepindeki kovaya,şişelere,tabancalarına su dolduruyor.Bizim şoför Hakkı gösterin onlara Türkün gücünü die bize gaz veriyordu ortamımız süperdi ha birde bizim jeepe bir turist vermişler orta yaşlı bir beydi,şoför mahalinin yanında oturuyordu bizde Hakkı'ya;bak ona söle bizim gruba uyum sağlasın yoksa onu Marmaris'in dağlarında bırakırız,atarız aşağıya dedik hatta bize alışsın die onu da ıslattık turist teçhizatlı gelememişti silahı yoktu ona da su şişesinin ağzını delip verdik al dedik sende ıslat onları.Bu arada turist bey Rustu iletişimi saolsun rehberimiz,şoförümüz Hakkı yapıyordu,biz sölüyoduk o da ona sölüyodu Şöfer Hakkı.. Hakkı Adanalıymış kışları memleketinde yazları ise ekmek parasını çıkarabilmek için Marmariste çalışıyormuş.Tüm günü birlikte geçirecektik bu bir ekip işiydi şoför ve tur sakinleri bir bütündür bu değişmez kural. Sonra diğer jeeplere silahlarımızı gösterip Çanakkale geçilmez die bağırdık onları korkuttuk.Hatta bir ara biz kendi jeepimizde silahı kapmaya uğraşıyorduk 6 kişi 3 silah kullanacaz ya erkekler istio verin biz de ıslatalım dio biz de Türk kadını savaşta silahını bırakmaz die silahı vermedikbütün turistlere gözdağı verdik hepsini bi güzel ıslattık gördüler Türkün gücünü tabi onlarda bizi sudan çıkmış balığa çevirdiler hatta jeepin birinde mühimmat baya kuvetliydi herifler jeepe damacana koymuşlar bizim su tükeniyordu bazen,mühimmatı bol bulduk ya sıkıyorduk habire. İşte 2-3 saat kadar su savaşı ve off road yaptık.Bu off road esnasında fotoğraf çekmekte büyük başarı şoför uyarıyor sıkı tutunun die.O anki süratle jeepten uçma ihtimali var çünkü.Tepende kavurucu sıcak,üzerin sırılsıklam,hız-sürat,toz-toprak inanılmaz keyifli anlar anlatılmaz yaşanır diyorum şiddetle tavsiye ediyorum jeep safariyi. Off road sonrası bir yerde mola verdik. Bu arada güzergah ve mola yerleri önceden belli. Şu Adana plakalı jeep bizimkisi oluyor bu da ben :) Geçenlerde bir yazımda oyuncak araba ile çekilmiş resmimi koymuştum şimdi jeep,bir dahaki sefere kamyonetlen çıkarım karşınıza belli mi olur Biz mola verdiğimizde başka turlar geçiyordu yoldan Bu mola yerinde silahlar toplandı artık trafiğe çıkıcaktık ve kazaya sebebiyet vermemesi için yasakmış.Burada şu soğuk suyu açtılar ve isteyen altına girip serinleyebiliyordu.Hareket vakti geldi herkes jeeplerinde yerini aldı ve tüm jeepler sırayla şu suyun altından geçtik,herkes bağırış çığırış,jeep su doluyordu çok süperdi yaaa.. Yola devam.. Çok güzel bir koy gördük Hakkı'ya sorduk burası neresi die.Denizin ortasında gözle görülür bir çizgi beliriyordu,çok garipti oranın Kız Kumu olduğunu öğrendik ama hikayesini gidince öğreniceksiniz söylemem diyordu :) Şimdi buraya kadar olan bölümü amatörce yapmış olduğum kamera çekimi ile bir görün derim inanın pişman olmıcaksınız 2 dk lık bir video
Marmaris Jeep Safari- Hisarönü-Orhaniye mevkii Yükleyen fulyailkim. Sıra yemek molasında;Turgutköy'de yemek molası veriliyor ve burada diğer turlarla karşılaşıyorsunuz yemeğini yiyen tur yola devam. Yemekte isteyen balık,isteyen tavuk,isteyen köfte seçebiliyor bu sınırlı fakat bulgur pilavı,patates salatası,normal salata ve ekmek açık büfe istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz menü böle efendim :) hım bu arada yemek için ücret ödemiyorsunuz,tur için ödenen ücrete dahil
Herkes yine jeeplerde yerini aldı koyulduk yola. Bizim ekibi daha önce anlatmıştım.Aparttan kankilerimiz Gökçe-Selçuk çifti,Burak yancısı,ablam Fında ve nişanlısı .. Bir sonraki durağımız;Şelale.. Buz gibi kaynak sularının içinden geçerek,kimi yerlerde kayalıklara tırmanarak yürüdük.Çok mükemmel yerler var ya harbiden şu Muğla'nın heryeri ayrı bir cennet.Fethiyesi,Bodrumu,Marmarisi,Dalyanı,Datçası;Muğlayı anlatmaya kelimeler yetmez. Şelaleden buz gibi sulara atlayanlar..
Resimlere bakarken bile o buz gibi suyu hala hissediyorum,gerçekten doyamadığım bir tatildi. Şelalede yüzenler.. Doğa gerçekten çok mükemmeldi ya off şimdi Marmariste olmak vardı :( tatil modundan çıkmıştım ama resimleri eklerken bir anda tatilim depreşti :) Vallahi görüyorsunuz gezmediğim,keçi gibi tırmanmadığım Marmaris'in ne dağı kaldı,ne tepesi,ne kayalığı;zor şartlar altında bloğuma malzeme,anılarıma ise resim topladım :) fotoğraf makinemi sudan korumak aynı zamanda kaygan zeminde bir yerlere tırmanmak zorunda oluşum gördüğünüz gibi bloğuma malzeme toplamama engel olamadı. Daha önce söylediğim gibi 7-8 jeep konvoy halinde gidiyoruz fakat bir jeepi gözümüze kestirdik mühimmatı son damlasına kadar onlara harcıyorduk onlarda bize :) hele pembe şapkalı bir turist kız vardı bir tatlı bir tatlıydı,gözleri hep bizi arıyordu bizim Burak oğlanla,turist kızımız platonik aşk yaşıyorlardı.Hatta bir ara o dağların içinden geçerken havada da aşk kokusu vardı dedik biz bu kızı oğlumuza alıcaz ve başladık Marmarisin dağlarını "yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlarrr" adlı gelin kınası yakılırken söylenen türkümüzle inletmeye.Allah'tan bizi anlamıyorlardı yoksa kızcağzımız safari ortamına uymayan bir türkü çığırdığımızı duysa eminim arkasına bile bakmadan ülkesine geri kaçardı bu arada o türküyü her genç kız gibi ben de çok seviyorum ama şu ortamda çok komikti.Hatta bi ara şöfeer Hakkı gülmekten ölecekti.Adanalı ya,türküsever biri galiba,yaa nie sustunuz ne güzel türkü söylüyordunuz diodu bize Gelin kızımız bizden çok korkuyordu çünkü onu hep ıslatıyorduk hatta bir ara şelalede karşıdan kaş göz işareti ile dedim ki seni tutup şu suyun altına sokayım mı(gülerek)o da bana utangaç gülümsemesiyle yok yok diyordu.Gördüğünüz üzre ben gibi bir çalçene dil bilmese bile turistlerle iletişim kurabiliyor,dilim dursa elim durmaz,elim dursa ayağım durmaz illaki konuşurum Fotoğraf makinesini göstererek resim çekilmek istediğimizi söledim çekildik.Tanıtayım benim yanımdaki gelin kızımız,yanındaki gelinimizin kankisi,yanındaki utangaç oğlumuz yancı Burak,yanındaki görümceaa ben kaynana unutmuşum. Bu arada kızın anneside bizim resmimizi çekti o kimbilir ülkesine döndüğünde bizden ne die bahsetti gerçekten merak ediyorum :) Burağı dürtüyorum oğlum msn yaz ver kıza diom yok,gel kızın adını soralım o kadarcık İngilizce bilioz dioz yok,Hakkı rehber gibi zaten gel konuştursun seni dioz yok,bir de kız ona bakarken kızdan utancına kafaya havluyu örtüp saklanmasın mı;Allah senin cezanı vermesin dedim kız ülkesine dönecek sen adını bile öğrenemeden ardından bakakalacan. Utangaç turist gelinimiz ve utangaç oğlumuz Burak :) Şelale videolarını izlemenizi,suyun sesini duymanızı tavsiye ediyorum :)
Sıra geldi Kızkumu'na.. Hani bazı denizler vardır çok sığdır,git git derinleşmez işte bu Kızkumu daha bir acayip hani ilk başlarda göstermiştim denizin içinde bir çizgi var gibi sanki.İşte o çizgi denizin içinde bir yol resmen;yürüyorsunuz yürüyorsunuz ve hala su dizinize bile ulaşmıyor.Bu denizin bir hikayesi var okuyun,benim tüylerim ürperdi orda bile. Harbiden de kumun bittiği rivayet edilen yerden sonrası derinleşiyor.Bu deniz genel olarak sığ evet ama o yolun yanlarının derin oluşu ve yolun karşı kıyıya varmaya çok az kalmışken bir anda derinleşmesi gerçekten şaşırtcı Allah'ın hikmeti diyorum ben. Bir ara bizimkilere "imdat,kızın ruhu hortladı kaçın" diee bağırıyordum.Allah'tan turistler ne dediğimi anlamıyorlardı da bu iğrenç esprime şahit olmadılar Bu arada Marmaris'in yerlilerinden edindiğim bir bilgiye göre;bu kız bir kış günü ölmüş ve öldüğü tarihlerde denizde beyaz bir çizgi belirirmiş bu da bir rivayet yöre halkından. Deve taksi.. Bir ücret karşılığı taksiye(deveye)binebiliyorsunuz.Allah'ım biz nasıl bir milletiz deveyi bile taksi yapabiliyoruz Ve artık dönüş yolu.. Marmaris'in yüksek dağları arasından süzülerek İçmeler'e geri geldik.Şoförümüz Hakkı bizi apartımızın önüne kadar bıraktı :)
Not:Safari boyunca profesyonel bir kamera kayıtta ve özel her anı çekiyor.Tur dönüşü cdler hazırlanıyor ve hatıra amaçlı satışa sunuluyor.
Not:Marmaris ya da Fethiye'ye giderseniz eğer;safariye katılmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.Altınızda özel aracınız olabilir ve ben kendim gezicem diyebilirsiniz ama inanın bu tadı alamazsınız,zaten tek başınıza geçmenizin mümkün olmıyacağı,hiç bilmediğiniz yollardan geçiyorsunuz turla.
Tatilin ilk günü erkenden saat 02:00 gibi yattım.Gezmeye çok alışık bir bünyem olmadığı için gezmek bile beni yoruyor :) Ben yattım ama ablamlar bahçede tatilimizin diğer günlerini birlikte geçireceğimiz İstanbullu grupla tanışmış arkadaş olmuşlar,geç vakte kadar bahçede okey ve tavla oynamışlar.Neyse ben sabah uyanınca kendileri ile tanışma şerefine nail oldum :) Grup bize çok benziyordu ben,ablam ve nişanlısı gitmiştik.Onlarda nişanlı ve kızın kardeşi olarak 3 kişi gelmişler tek fark onların kardeşi erkekti ben bayan neyse Burakla ortak bir yanımız vardı hatta bize bir lakap bile taktılar.Yancı.. Yancı=çalışmadığı için henüz ekonomik özgürlüğünü kazanamamıış,bu nedenle ailesi tarafından tüm masrafları karşılanan hatta ve hatta evin küçüğü,şamar oğlanı-kızı olan evin en küçük bireyleridir.Burak kardeşimle(kardeşim diyorum iri kıyım olduğuna bakmayın benden 5 yaş küçük) aynı kaderi paylaşıyorduk onun da finansörü ablasıydı benim de öyle.Bu nedenle grubun yancılarıydık hatta akşamları okey oynanırken yenilen taraf fasulyeden olan,yandan oyunu izleyen Burakla bana da dondurma nein ısmarlıyorlardı
Sarı t-shirtlü olan Burak yancısı,mavili eniştem yanındaki ablam Fında,birbirlerine sameşenler Gökçe ve Selçuk çifti,sarı saçlı olansa Ankara'dan annesi ve babası ile birlikte gelen Arzu aplamız. Burak yancı çalışmıyor üniv. okumuş kpss ile uğraşan bir hayta,Gökçe beyaz melek(hemşire),yavuklusu Selçuk bilgisayar mühendisi ve Ankara'lı Arzu aplamız da sürücü kursunda direksiyon hocası.Bizim ekip böyleydi ha bir de apartımızın yöneticisi Murat'ı atlayamam o da bizim ekiptendi :)
Hım neyse önce grubu tanıtmak istedim geçelim şimdi neler yaptığımıza; Arzu abla gündüzleri anne ve babasıyla takıldığı için biz İstanbul ekibi ile hepbirlikte denize gittik.Hatta kağıtlarımızı ve tavlamızı da götürüp kumsalda papaz kimde felan oynadık.Papaz kimde kalırsa onu tutup denize attık
İçmelerin denizi mükemmel söliyim hatta Martı Resort bile bu denize sıfır,onlar da bu koyda yüzüyor.Denizde her türlü faaliyet yapma imkanınız var.
Ringo.. Parasailing.. Banana felan da vardı ama onu resimleyemedim valla o an denizdeydim :)
Tüm günü denizde geçiriyorduk her gün.Deniz,kum,güneş,doğa hepsi harika.. Birazcıkta kaldığımız yeri tanıtmak istiyorum.Tanıtımdan ziyade bloğum benim bir nevi anılarımı arşivlediğim sanal defterim,fotoğraf albümüm o nedenle bende hatırası olduğu için bu resimleri eklemeden geçemeyeceğim :) Avlu Apart İçmeler mevkiinde çok memnun kaldığımız bir yer.Bu Avludan 4 tane var herbiri İçmelerin farklı noktasında ve binası,havuzları felan hepsi farklı görünümde ama denize en yakını olanı bizim kaldığımız Avlu 3.Bizimkinin yerinden,çevresinden,personelinden gerçekten çok memnun kaldık eminim diğer apartlarda en az Avlu 3 kadar eğlencelidir. Şu ışıkları yanan yer bizim odamızdı ve bir tek bizim odanın bir özelliği vardı o da giriş havuz başından direk balkondandı,başkaları balkona çıkıyordu ama biz direk havuzbaşına çıkmış gibi oluyorduk harikaydı :) Bizim odanın hemen yanıydı şu bar gibi bölüm orası aynı zamanda resepsiyon aynı zamanda lobi gibi düşünün.Hım orası aynı zamanda benim internet bağlantı noktamdı saolsun yönetici Murat,Burak yancısına ve bana nete girmemiz için izin veriyordu ve ben 5 dk da olsa bloğuma baktım hergün :) havuz başından bloğuma bağlanmak çok keyifliydi Hergünümüz önce deniz,akşam gezme,en son bahçede oynanan tavlalar-okeyler ardından hep birlikte sahile inmeyle son buluyordu.Sahilde o karanlıkta inanın tatilde olduğumuz halde dünyadan kopmamıştık ve gecenin bir vakti denizin sesi eşliğinde memleket meselelerine değindiğimizi hatta Arzu Abla ve Selçuğun Atatürk ile ilgili çok güzel yaşanmış hikayeler anlattıklarını hatırlıyorum.İkisinin de çok fazla tarih bilgisi vardı hayranlıkla dinledim.Bir ara konumuz üç harfliler işte insanın her anında Allah'ın bir hikmetiyle karşılaşılması vs. gibi ruhani olaylardı.Ürperdiğimi hatırlıyorum neyseki kalabalıktık yoksa gecenin o vakti karanlıkta sahilde beni durdurabilene aşkolsun ben zaten denizden korkan biriyim bakmayın tatile gittiğime benim derinliği olan suya karşı fobim var küçükken denize çok girdim sonraları büyüdükçe denizin içinden bişi çıkcak ne bileyim ayağıma bi balık takılcak,yaa yosun değerse die kendimi korkuta korkuta belli bi yaşa kadar denize girmiyordum evet itiraf ediyorum yüzmeyi de bu nedenle unuttum neyseki şimdilerde korkumu biraz yenmiş durumdayım(bi ara ayağımı bile sokmuyordum) ama sadece kıyılarda durabiliyorum :) o ruhani olaylardan konuştukça denizden bişi çıkıp ya beni yerse die korktum gece gece Neyse gecenin 2 si gibi aportumuza geri döndük.Kumsaldan gelip odaya tıkılmak gerçekten çok sıkıcı olucaktı aklımıza bir fikir geldi zaten sıcak yer dedik bu keyfi bir daha yaşıyamayız havuz başında uyuyalım.Tabi Murattan izin istedik normale aykırı bir durumdu bu :) saolsun izin verdi bizde çarşaflarımızı,pike ve yastıklarımızı serdik şezlonglara o gece hep birlikte havuz başında uyuduk.Sabah Murat,Apart çingeneleri hadi uyanın artık die bize espri yapıyorduyıldızları seyrederek,rüzgarın hafifçe dokunuşuyla havuz başında uyumakta inanılmaz bir duyguydu tavsiye ettiklerim arasında söliyim :) bu arada gece biri gelip şezlongla birlikte bizi çalsa çalardı yani apartın kapısı mapısı yok çünkü direk sokağa açılıyo adı üstünde Avlu :) Havuz başında uyuyan Avlu aport sakinleri :) 2. gün akşam İçmeleri keşfe çıktık.Aynı Marmaris gibi renkli bir gece yaşantısı var,ışıl ışıl mekanlar filan.İçmelerin ortasından bir dere geçiyor üzerinde yine köprüler ve bu yolun her iki tarafında hediyelik eşya dükkanları var. 4. gün herbirlikte Marmarise indik tekrar.İlk gezdiğimiz yerlerden tekrar geçtik bir de farklı olarak pasajlarını gezdik.Yine hediyelik eşya satan mağazalarla dolu bu pasajlar. En son akşam artık dışarda yemek yiyelim dedik.Gözümüze dışardan çok hoş görünen,denize karşı manzarada balık keyfi yaptık.Üstelik doyana kadar(2 porsiyon)hamsi ve salata 8 ytl gayette makuldu.Levrek(doyana kadar değil)+salata ise 12 ytl idi ben küçük balik seviyorum daha çok :) Bu arada bu restaurant daha önce gösterdiğim barlar sokağının hemen başında, marinanın karşısında oluyor.
Marmarise gidipte yat turlarına,jeep safariye ya da quad(atv) safariye katılmadan asla dönmeyin.Yat turunda Sedir Adası,Turunç methini duydum.Sonra Kızılkum ve Bördübet duyduğum fakat gidemediğim artık başka sefere keşfe çıkarız dediğimiz methi çok edilen yerlerdir. Bu arada atv ye de binmenizi öneririm ben binemedim vaktimiz yoktu ama bu da methedilen şeylerden biri,bunun için 3 saatlik quad safari turları var zaten. 5. gün artık İzmire dönme vakti gelmişti.Aklımızı orada bırakarak,güzel anılarla ve edindiğimiz güzel dostluklarla geri döndük.Tatil arkadaşlıkları inanın o tatil beldesinde kalmıyor bugüne kadar tatilde edindiğimiz dostluklarımız hala devam ediyor onlara yenilerini ekleyerek döndük yine :) Arkamızdan ağlayanlar;hele Burak vazoyla arkamızdan su bile döktü :)
Hergün ne yaptığımı yazdım ama 3. günü yazmadım o gün çok mükemmel bir gündü ona ayrıca yer vericem :)
Pazar günü sabahın 8 inde başlamıştı yolculuğumuz.Marmaris-İzmir arası 3.5-4 saatlik bir mesafe,yolun az olması sevindiğim bi durumdu.Kaldığımız apartta tanıştığımız arkadaşlar İstanbuldan gelmişlerdi ve yolculuğun 13 saat sürdüğünü söylediklerinde bir kez daha İzmirimin gözünü seveyim her yere yakın Çeşme,Kuşadası 45 dk,Bodrum 5 saat,Fethiye 5.5 saat,Antalya 7 saat süper dedim :) (bu arada mesafeler otobüs iledir altınızda özel aracınız varsa ya da uçakla gelicekseniz tabiki mesafe daha azalır Neyse sağ salim vardık kalıcağımız yeri ablamın nişanlısı netten bulmuştu.İlk defa bir otelde değil de apartta kalıcak kendi yemeğimizi kendimiz pişiricektik.Malum nişan önü fazla masraf edemezdik otelde :) Hatta gitmeden önce kalıcağımız yerin adı ne dedim netten resimlerine bakıcaktım ablamda dil alışkanlığı şaşırıp Avlu Resort dedi enişte de ya sen ne yaptın bizimkisi resort değil apart hatta aport diyince gülmekten yarıldım evet aportta kaldık Bizim aport Marmarise dolmuşla 15 dk mesafede olan İçmeler mevkiindeydi.Marmaris otogardan servisle İçmelere geçtik hemen bir Tansaş bulup erzak aldık yemekleri ben pişiricektim öle tatil die öğün atlamadık valla kavun karpuzla da geçiştirmedik her öğün güzel güzel yemekler pişirdim :) Sonra hemen bizim aportu bulduk ve odamıza yerleştik.Yemek yedikten sonra ver elini deniz,hemen denize koştuk ve kalmak için öyle güzel bir yer bulmuşuz ki denize 500 m. mesafedeydi :) o günü denizde geçirdik.Akşam olunca Marmarise indik ve heryerini keşfettik :) Denizdeyken bişi dikkatimi çekti Marmaris-İçmeler arası tekneler gelip gidiyordu kişi başı 7.5 ytl die duydum neyse teknelerin yanı sıra helikoptere benzeyen bişi de gördüm ve akşam Marmarise indiğimizde gündüz İçmelerde gördüğüm şeyin şu Deepsea olduğunu farkettim. Deepsea;denizin 9 m. dibinde ne var ne yok gösteren bir deniz aracı-gereci her neyi ise işte.Bu mükemmel şeye binip keyif yapmaksa kişi başı saati 50 tl Not:Deepsea veya buna benzer bişiye binen olursa lütfen bana gördüklerini resimlesin ben de göreyim hayır yani biz çok külfetli olduğu için binemedik de :) ama şey bir arkadaşın bu konuda çok dahiyane bir fikri vardı deniz gözlüğünü tak ve dal denizin dibinde ne olduğunu bu kadar görmek istiyorsan al sana alternatif 50 tlne yazık diyordu
Denizdeki manzara görülmeye değerdi;yatlar,katlar,tekneler,kayıklar..Hatta kimi tekneleri gece kulübü gibi yapmışlar içersinde eğlence var bildiğiniz bar ortamı(benlik olmıyan bir ortam) Marmarise ciddi turist akımı olmuş ben öyle gördüm daha doğrusu şöle sölim belki turizm açısından akım yoktur da ben Türk göremedim,her yer turistti hatta kendimi bi an turistler ülkemize gelmiş tatil yapıyor değilde ben yurtdışına tatile gitmişim gibi hissettim.Bu arada benim tatil beldelerinde canımı çok sıkan bir durum var;tamam turizm ülkeye katkısı var biz de bilioz ama Türkün Türkü aşağılaması da ne olaki ? otellerde animasyonlarda siz hiç küçük kurbağa çaldığını duydunuz mu ha bizim Türk çocukları için duyamazsınız elalemlerin veletlerinin çocuk şarkıları çalar animasyonlarda bile.Bir tatil beldesine gitmişseniz Türkçe şarkıyı dinlemeyi de unutun zaten.
Sene 2006 Fethiye'de 4 yıldızlı bir otel;havuz başında sürekli yabancı müzik, animasyonlarda ise yabancıların çocuklarının aynı bizim küçük kurbağa tarzı gibi klişeleşmiş çocuk şarkıları çalıyor ve çocuklar oynaşıyor.
Fulya:Neden hep yabancı şarkı çalıyor bizim şarkılarmıza noldu,akşam animasyonlarda ise ben hiç duymadım bizim çocuklarımız için küçük kurbağa ya da mini mini bir kuş felan çaldığını?
Animatör:Bu sektör bunu gerektiriyor,yabancılar Türkçe şarkılar çalmamızı istemiyorlar Fulya:Ya öyle mi
Durum bu;ne kadar sinir bozucu değil mi ama bu sektör evet kendi vatandaşına adilik yapan bir sektör.Biz yurtdışına gitsek emin olun bizim çocuklarımıza küçük kurbağa çalan olmaz aman turist kaçmasın die,hoş ne kadar Türk yurtdışına tatile gidebilir ki zaten orası da muamma,kendi ülkesinde henüz deniz görememiş insanlar varken bu ülkede gerçekten çok yazık o denizde sağımda turist solumda turist gördükçe doğuda henüz deniz göremeyen insanlarımız aklıma gelir hep ama elden gelen bişi yok ben ne yapabilirim sadece düşünebiliyorum :( Turistlerle tatil yapmanın tek güzel yanı istediğiniz gibi konuşun,bağırın,çağırın, şakalasın sizi kimse anlamıyor bu gerçekten çok zevkli oluyorhoş biz de onları anlamıyor ama yine de selamlaşıp ne bileyim sarı kafalı sevimli bebeklerini sevebiliyoruz :)
Mekanlar gerçekten görülmeye değerdi;teraslara bile mekan yapmışlar onlara bayıldım,ışıklandırmalar zaten çok güzeldi,her yer ışıl ışıldı.
Çok fazlaca Çin restaurantı olması dikkatimi çekenlerdendi.. Heryerde sıkça rastladığımız,hediyelik eşya satan tipik dükkanlar ve halılar,kilimler hoşuma giden, ağını toplayan balıkçı heykeli.. şu mekanın ışıklandırmaya bayıldım Marmariste olsun İçmelerde olsun sıkça köprülere rastladım,ilçeye güzellik katan şeylerden biriydi bence.Ya ben köprüleri çekmemişim hiç ama köprüde durup manzaralar çekmişim Barlar sokağı.. (benim hiç hazetmediğim,kimin eli kimin dötünde dediğim,çivisi çıkık ve hayatım boyunca içine bi kez bile girmediğim bar ortamının sokağı)yanlış anlaşılmasın benim çocukluğum Kuşadasında geçti barlar sokağını felan iyi bilirim o sokaktan geçmişliğimde çoktur bu sokaktan da geçtim fakat bar ortamına girmişliğim yoktur,hoş geçerken bazı insanları gördükçe Allah'ım sen ıslah et,beni bari yoldan şaşırtma die dua ederim hep) Efendim ben girmeyebilirim ama meraklıları için madem tanıtım yapıyoruz ahanda bu Marmarisin en meşhır barı imiş her yerde afişleri vardı valla :) Bu arada sokağın bomboş olduğuna bakmayın akşamın 22:00 si olduğu için henüz mekanlara gelen yoktu çünkü buralarda gece yaşam başlıyormuş.
Marmarisin tarih kokan evleri,sokakları.. Müze Kale.. Artık iyice yorulduk ve minibüsle İçmelere otelimize geri döndük.Günün yorgunluğunu atmak üzere bir de sahile inip denizin sesini dinledik.
Bir kitap ayracı bu kadar mı şık ve bir kitapla bu kadar mı uyumlu olur.. Nur ablam o kadar yaratıcı ve becerikli ki kıskanıyorum o ve onun gibileri,bende nie doğuştan böle yaratıcılıklar yok diyor üzülüyorum :) ( ben de becerikli biriyim kusura bakmayın mütevazi olamıyorum ama yaratıcılık çok farklı bişi,işte o bende olmayan şey :)) Bir gün blog gezmesi yapıyorken Nur ablacığımın,kalbini kırdığı bir blogcuya gönül almak için yapmış olduğu şu zarif kitap ayracını gördüm tabi ki kıskandım hemen Nur ablam benim de kalbimi kır benimdeee dien bir yorum yazmıştım Beklemediğim bir cevap geldi;Fulyacığım adresini yaz sana bir gül yollayayım kalbini sonra kırarım diyordu :) ve ben Marmaristeyken paketim gelmiş hem de içinde bir kitap; şu sıralar çokça duyduğum ve okumayı istediğim hem de Nur ablamın kendi kitabı.Görünce çok sevindim biri bana yeni kitap alacağına kendi okuduğu ne bileyim bir yerlerine not düştüğü,altını çizdiği kitabını hediye etse bu inanın daha çok hoşuma gider :) İtiraf Not:Okumayı çok seviyorum gazete,dergi,nette bişiler sürekli okurum.Zaten meraklı Melahat'a benzer yapım gereği sürekli yeni bişiler okuyor öğreniyor vaziyetteyimdir.Öğrenmek,araştırmak=ben ama itiraf ediyorum 2 yıldır kitap okumuyorum en son Ahmet Altan En Uzun Gece okumuştum :) uzun aradan sonra tekrar kitap okuyacağım için çok sevinçliyim çoookk teşekkürler Nur ablam.Gördüğün gibi kültürel bir faaliyete elçi olduğun için sanırım sevaba girdin .Ben de kitap okuma alışkanlığımı bu vesileyle geri kazanıp rafta bekleyen yeni aldığım kitapları sırasıyla okuyacağım :) Bu arada o gül de hayırlı bir işe vesile oldu söliyim yok hatta ilerki günlerde bloğa koyayım :)
Kız sen Marmariste değil miydin ne konseri diyeceksiniz biliyorum durun anlatmaya başlayayım hemen :) Dün saat 17:00 gibi İzmirime ayak bastım tatil bitti ve ilk kez bir seyahat dönüşü İzmir aşıklısı olan ben,İzmiri hiç özlemediğimi ahh keşke şimdi Marmariste olsaydım dediğimi farkettim :) mükemmel bir tatil geçirdim ama elimde çok fazla detay var neresinden başlıcağımı inanın bilmiyorum aklım hala orada çünkü :) Neyseki tatil moduna hala devam edeceğim bi durum oluşmuştu.
Bundan 10 gün önce şu yazıma şöyle bir yorum gelmişti; Etkinliklerimiz hakkında Fulya Hanım, Sizi İzmir'deki etkinliklerimiz hakkında bilgilendirmek istiyoruz. Bu nedenle mail adresinizi öğrenebilir miyiz? Sevgilerimizle Aylin Türkşen altında mail adresi vardı tabi ben o kısmını yayınlamıyorum neyse tedirginlikle birlikte birinin benimle dalga geçiyor olduğunu düşünerek maile yanıt verdim ne konuda bilgilendirileceğimi sordum.Aylin Hanımdan hemen yanıt geldi ve etkinlik kapsamında konsere davet ediliyordum.Davet Carte D'or dan bizim dondurmalıblog tan gelmişti.Hatırlıyorum blogculara İstanbulda tanışma düzenlemişler onlara Carte D'or fabrikasını gezdirmişlerdi bende yorum yapmıştım hatta ben İzmirdeyim biz ne yapıcaz kıskandım valla İzmirde nie etkinlik yok demiştim :) Saolsunlar İzmirdeki bu konsere beni de davet ettiler.Hatta ilk perşembe Yeni Türkü,sonraki perşembe bizim seçtiğimiz,bi sonraki hafta ise Erol Evgin konseri var istediğiniz birini seçin diyordu mail.Davet 2 kişilikti.Ablamla gidicektim fakat konser dönüşü geç vakit olacağından Karşıyakada bize biraz uzak olduğu için dönüşte sorun yaşıycaktık bu nedenle yanımızda bir erkek olmalıydı o da ablamın nişanlısı(bu arada yarın nişan var bakalım hayırlısı)olsa iyi olurdu.Aylin Hanımla mailleştik durumu izah ettim ve 3 kişilik yer ayarlamalarını rica ettim oluyorsa eğer sevinirim dedim saolsunlar çok ilgilendiler hatta Aylin Hanım yıllık izine çıkacağı için beni Gamze Hanıma yönlendirdi 3. kişiye yer ayarlamak için uğraştılar ve benimle sürekli irtibattaydılar.Sevindirici maili Marmaristeyken aldım;Fulya Hanım 3 kişilik davetiyeniz hazır Basın-Vip kapısından girdikten sonra yönlendirileceksiniz dediler.
Bizde dün ayağımızın tozu ile konsere gittik.Hala dinlenebilmiş değilim :) üstelikte yarın ablamın nişanı var telaşımız var o nedenle dinlenememeye devam edeceğim.Bu arada ben Marmaristeyken sevgili Nur ablamdan bana bir paket gelmiş(haberim vardı fakat ben tatilde olduğum için paketi annem karşıladı) kendisine çok tşk ediyorum arada kaynamasını istemiyorum onuda başka bir postta yayınlıcam :)
Siz biraz konser keyfi yapın ben de şu nişan telaşını atlatayım en kısa zamanda tatilden karelerle aranızda olacağım çünkü şu an resimleri yüklemeye vaktim bile yok :)
Hatırlıyorumda bu şarkı benim çocukluğumun şarkısıydı ve ben bu şarkıyı çok severdim;sevdadandır dedi annem aldırma aldırma gel yanıma... bak büyümüşüm bi de konsere bilem gittim vayy be yıllar ne çabuk geçiyo